Hiçlikte Bir Varlık
Aynalar bile kıskanır kırılganlığımı. Her an bu kadar paramparça hissetmek onlara bile yabancı. Bir söze bile gerek kalmadan darmadağın hissetmek.. Yabancılaşmak belki de ötekileşmek. Uzaklaşmak dünyadan. Nokta kadar anlam bulamadığın her şeyden kaçmak. Kaçmak mı? Koşuyorsun. Kendini dinlemeden, ne hissettiğini bilmeden vurdumduymazca kaçmak. Nereye mi? En uzak gözüken en yakına gidiyorum. Kendime. Kendime kaçıyorum. Aklımı kaçırmış gibi kendime kaçıyorum, uzaklara kaçtığımı sanırken. Çünkü en uzak yer en yakınım. Kendim, zihnim, benliğim. Kimim ki ben? En uç noktası gözüken, karla kendi gizlemeye çalışmış taş yığını bir dağım ben. Mutsuz, aksi, yapayalnız. Günlerce ağlamak istiyorum, içimdeki taşlar eriyene kadar ağlamak istiyorum. İçimdeki nefret bitene kadar, yalnızlığım son bulana kadar kaçmak istiyorum. Artık dayanamıyorum. Kendime de sığınamıyorum. Ben artık dünyada anlamsız bir noktadan daha küçüğüm. Hiçlik bile fazla geliyor. Kendi varlığımda yok oldum ben. Hiç kök salamadım an...
