Farklı Gök


Penceremin her gün aynı göğe açılmadığı gibi ben de her gün aynı açamıyorum gözlerimi. Her gün yeni bir dramın veya ,bir umut, güzelliğin içinde buluyorum kendimi. Güzelse göğüm o gün, göğsümde yeni papatyalar yeşeriyor adeta. Biraz daha umutlu, biraz daha içten oluyorum. Özümü buluyorum, karanlık bulutlar olmadan. Zevk alıyorum nefes almaktan, başımı yastığa koyduğumda ağırlığım altında ezilmiyorum. Ruhumda; suya dokunan cemrenin, tomurcuğa kavuşan kuru dalın, güneşe sarılan çimlerin heyecanı oluyor. Cıvıl cıvıl bir oyun parkı oluyor içim. Peki ya göğüm bir drama açıldıysa? İşte o gün ne heyecan, ne neşe...Sadece rahatsızlık hissediyorum. Göğsümde dikenler yeşeriyor o zaman, kendimden kaçıyorum. Nefes almak; ruhumun derinliklerinde hissedilen bir işkenceye bürünüp bir iğne ile adım adım içime batırılıyor. Kat kat yorganların altına sığınıp gökten kaçtığıma inanıyorum. Titriyorum karda kalmış bir yaz çiçeği misali. Özetle günüm bitiyor yaşamadan, keyifsizliğimin altında ezilerek bitiyor. Böyle olmasa, böyle bitmese keşke. Göğüm her gün farklı olacak biliyorum. Ben her sabah farklı bir ben olarak hayat buluyorum. Günlerim dünlerden çok farklı, yaşayabilirsem eğer. Ama farklılıklar acı getirmese keşke. İçimi ısıtan günde de, siyah bulutlara bürünmüş günde de aynı ben olsam. Elbet üzüleceğim, sevindiğim gibi. Ama gölgem her gün aynı ahenkle takip etse beni. Bir anda her iyilik, aynaların arkasındaki yerini almasa. Yaşamak zorlaşmasa. Her şey ellerimde, her şey bende. Bunlar benim anlarım, benim gökyüzüm, benim göğsüm, benim nefesim... Ruhumu zehirlemeden yaşamayı öğreneceğim, gözlerim farklı göklerde açılsa da.

Yaşamak için geç değil.

Yorumlar

Popüler Yayınlar