 |
|
Çoğu zaman dürüstlük çerçevesinden baktığım lakin yalandan örülmüş duvarlar arasında bir yer bulmaya çalışarak geçiyor zamanım. Kendime ait olmayan yerlere aitlik vermeye çalışıyorum. Zorla ayağına ayakkabı oldurmaya çalışan üvey kardeşten farksızım. Mecbur muyum buna ? Kim olduğumu bilmedikçe mecbur olacağım. Ait olmadığımı hissedebiliyorken ait olduğum hissi nerede? Kimi zaman aniden yaşadığım anlarda saklı aitlik, kimi zaman uzunca planlanmış gerçekliğimin sonunda saklı. Peki yaşarken..Yani bir süreçte var mı bu his? Yaşamak uzunca bir yol ya da uzağa varacak bir yolculuk. Hatırlayamayacağım yollara neden değer veriyorum? Geçmeyeceğini inandığım saatler; bir daha hatırlamayacağım yol kenarlarını, ismini öğrenemeyeceğim ağaçları ve de hiç ayak basamayacağım kasabaları görmeye çalışmakla geçiyor. Tıpkı değer katmayan eğlencelerin peşinden koşmak, adını bilmediğim insanların düşüncelerine hapsolmuş gibi davranmak ve de hep bir neden arayarak yaşamak gibi. Nedenleri bilmesem ya da bulamasam şimdilik, sadece mutluluk özlü yaşasam o zaman cevaplar ve nedenler beni bulur mu? Sonuçta örtüler kalksa bile altındaki korunmuş olur. Yani bilmeden yaşamak gerçeği örtse, hiçbir şey değişmez ya da muhtemel sonu geciktirir. Yine arttı neden sonuç soruları. hiç de azalacak gibi değil. Bıraksam mı bu kadar boğuşmayı? Olduğu gibi yaşasam, içimden geldiği gibi. Yargılandığımda mesela kulağımı tıkayıp geçsem bunun üstünden. Külkedisi değil de üvey kardeşi giysin o ayakkabıyı. O zaman ben de ait olmadığım yerlerde o gibi yaşasam. Bir ihtimal ne kim olduğumu bileceğim ne de nereye ait olduğumu.. Öylece göçüp gideceğim başka bir bedene. O zamana ne kadar kaldı bilmiyorum. Bu yüzden ya sorularla boğuşup yaşamadan yaşayacağım ya da yalandan inşa ettiğim yerlerde kendim olacağım. Zorla, yalandan ya da doğrudan yaşayacağım.
Yorumlar
Yorum Gönder