Neyi Özlüyorum

Eski bir evin avlusunda basılan ilk adımı özlüyor insan. İlk adımda hissedilen, yeni pişmiş ekmeğin sıcacık kokusuna karışan pencere önüne dizilmiş akşam sefalarının kokusunu. Avludaki kuyuya attığım taşın sesini, boş salıncağın rüzgarla salıntısını.. İçimizdeki çocuğun uyanışını.. Özlüyor insan, yaşamayı özlüyor.. Yaşamak nedir bilmeden özlüyor. Küçük anlara sığınan büyük hazlarda bazen yaşamak. Aniden eline konan mor bir kelebeğin kanatlarındaki mutluluk yaşam. Bazen dünü özlemek.. Dün yanındakinin hayaliyle anı kaybetmek yaşam. Yani kaybetmek de yaşam, feda etmek kadar. Bazen yarına duyulan heyecan yaşam. Belirsiz olsa da umutlar ettiğin yarınlar.. Hayal kırıklığı getirse de beklediğin yarınlar.. Belki de bunlarda saklı değil yaşam, yaşamak. Ben de bilmiyorum ki yaşamayı. Sahi ben neyi özlüyorum? Kaybettiğim dünlerimi mi , peşlerinden koşmayı bıraktığım hayallerimi mi, yoksa... Ben kendimi özlüyorum sanırım. Bir kitabın arasına koyup unuttuğum kuru papatya gibi bir yerlerde unuttuğum benliğimi, gerçeğimi özlüyorum. 

Yorumlar

Popüler Yayınlar