Ruhum
Yazdıklarım, çizdiklerim solmuş bir saman kağıdının kırışıklıkları ardında bir yumak oluşturuyor. Bir rüzgarla ruhuma çarpıyor bu emek yumağı. Ruhum paramparça. Bir camdan daha ince, daha kırılgan ruhum. Bazen bir su birikintisinden hallice ayna oluyor bedenime, silik bir görüntü ile. Bazense güneşin tüm ışığını taşıyor kalbime, büyük bir incelikle. Zaman zaman bir mutluluk sarıyor bedenime, yansıyor bu değişim gülüşüme. Ardından da ruhum parlıyor güneş vurmuş cam edası ile. Bazense bir hüzün sarıyor bedenime.. İşte o zaman da bu duygu işliyor camdan keskin ruhumun derinliklerine. Kimi zaman etkilenmiyor ruhum bu kırıcı değişimden, kimi zamansa paramparça.. Bir cam gibi ruhum, hatta bir camdan daha ince. Cam gibi belirsiz mesela. En sert fırtınaya göğüs gerip, en hafif yağmur damlasında kırılıyor mesela. Şiddeti değil de yönü önemli sanırım. Biri sert bir fırtına, yabancı diyardan gelip bilmediğim yerlere giden. Diğeri ise bir dost sıcaklığı ile beklediğim, ılık bir akşamüstü kucağımı açtığım yağmur tanesi. Bir cam gibi ruhum, hatta bir camdan daha ince. Cam gibi saydam, net mesela. Düşüncelerimi ipi kaçmış bir uçurtma gibi dilime savuran bir netlik, kimi zaman. Bir cam gibi ruhum, hatta bir camdan daha ince. Cam gibi narin mesela, doğrusu tüm ruhlar gibi narin. Bedenimin sert duruşu ardına sığınmış, kedi masumiyetiyle dışarısını izleyen, özgürlüğünü bekleyen incelikte.. Bir cam gibi ruhum, bir cam gibi kimi taşlara savunmasız. Lakin güçlü ruhum, bu defa bir cam gibi değil de bir duvar gibi güçlü. Esse de üstüne rüzgar, yağsa da üstüne kar.. Savrulmaya başlasa da teslim olmayan, bir duvar gibi sert ruhum. Belki biraz da taşlaşmış. Bir ev ruhum, camlar duvarlar bundan. Yıkılınca tekrar can bulan bir duvar, kırılınca her küllüyle farklı bir anka doğuran cam. Bir ev ruhum, anahtarı olmayan. Benimle açılan, benimle kilitlenecek bir ev.

Yorumlar
Yorum Gönder