Makas

Zaman geçiyor.. Kum saatinde son taneciğin düşüşü kadar vaktim var sadece. Aramaya başladığım da ay hilaldi. Şimdi ilkdördün, ne çabuk geçmiş birkaç gün. Belki de sadece birkaç gün değil, bir tırtılın kozasından az biraz fazla geçmiş vakit. Veyahut yıllar geçmiş, ben bir döngüde kalmışım. Adımlarım hâlâ aynı sokağa çıkıyor ya da ben pek bilmediğim çevremi hep aynı görüyorum. Gerçekten bilmiyor muyum? Kesilmiş çam ağacını fark etmedim mi ya da yeni açmış sarı gülleri.. Bu kadar derin, bu kadar keskin ne düşünüyorum ben? Onu da bilmiyorum.. Adımlarım hızlanırken, güneşin doğuşuna yakın doğan renk ahengi bana garip sorular yöneltiyor. Mesela bu saatte burada ne yapıyordum ben? Ne arıyordum.. Sahi güneş az önce batmıştı, ne çabuk gün ağardı..Bu saçma sorular bir arayış niteliğinde zihnimi meşgul ediyordu. Zaten bu yüzden soruyordum, zihnim meşguliyetin bana vakit bulamasın. Bir arayış içinde değilim doğrusu. Sanırım artık itiraf etme vakti. Gözlerimi dikiyorum daha açılmasına saatler olan mağazanın kirli vitrinine. Dün yağan yağmur izlerinin arasında uykusuz gözlerim.. Evet seni dinliyorum; iç sesim, mantığım, vicdanım.. Kimsen artık. Arayış içinde olmadığımı kendimi kandırdığımı kolayca söyle yüzüme karşı. Şu an hazırım buna, gerçeği kabul etmeye. Yarınlar için arayış halindeyim derken yalan söylediğimi söyle. Dünden kalan pişmanlık bataklıklarından çıkamadığımı, dünün iç hesabını içimde tamamlayamadığımdan bahset. Bugünü hiçe saydığımı dünler olan hasretliğimi bir zehir gibi saç ortaya. Dünler için nefes aldığımı, dündekilerle var olduğumu söyle.. Ve artık kendi dünyamı yaratma vakti olduğumu söyle ya da dur, söyleme hiçbir şey. Ben bu iç hesabı kirli vitrinde karara bağlayıp, hatırlamayacağım kaldırım taşlarına gömmek istiyorum. Sen sus, hiçbir şey söyleme! Sadece bir makas gibi kes geçmişimi zihnimden, tüm benliğimden. Yarınlar dün olmadan, bir hışımla kes tüm çirkinliğini içimden.

Yorumlar

Popüler Yayınlar