Tozlu Askılık
Çıkmaz sokağa dönüyordu yaşam. Sokaklarda yürüyen, karanlık paltosuna sığınmış insanlar..Herkesleşme sanatında yer bulmuş zihinler.. Eş görüntülere sahip, aynı toplumun mensupları..Bir de ben. Yolları ezberlenmiş yokuşlara kendi açacağı izlerle çıkacağına inanan ben. Herkesleşmediğine yeminler eden, halen kendisi olduğunu sanan zavallı ben. Kendi doğruları olduğunu varsayan, diğerlerini sürekli yanlışlayan ben. Kimim ki ben? Ne farkım var aynı sürüde yürüdüklerimden? Koyunların arasından hayat bulabilir mi ki tilki?
Kendi kabuğunda güneşi bekleyen bir ceviz misaliydim önceden. Kendimle baş başa, dışarıyı gözleyen. Gözlerken yaşamı öğrenen, öğrendiğini sanan. Sonra gözlem bitti, güneşle tanıştım, yıldızlı bir gecenin sabahında. Gözlemlerim yaşama dair tek bildiklerim, bir de düşüncelerim.. Gözlem beni başkası yapar mı? Neden olmasın! Belki de farkında olmadan beğendiğim gözlemlere büründüm, kim bilir. Belki de eleştirilerimin aynaya yansımasıyım. Kendime göre doğruyken belki de en çok kendime yanlışımdır dışarıdan. Kendi izlerimi açmaya çalışırken ne yaptım ki ben? Sadece sordum, kimi zaman cevapladım kimi zamansa tozlu soru askısına kaldırıp unuttum. Ne için yaşıyorum sorusu, tüm yollara iz olacaktı mesela. Ama ben ne yaptım kararsız kaldım, cevap vermedim. Astım bu soruyu, tozlanmasını bekledim. Tozlandıkça anlam yitirirdi belki, bir umut işte. Dün mutluluktu yaşama nedenim, bugün huzur, yarın başarı.. Kısaca açamadım kendi izimi. Herkes olup çıktım. Tabii tek bir soruyla değil de bolca cevapsız soruyla bu yoldayım. Kendi cevaplarım olmadan farkım yok, ezberlenmiş sözler, kalıplar var. Bu ben değilim diye haykıran hayal kırıklığıyım..
Kim bilir, belki bir gün tüm tozlar kalkar soru askısından. Ben kendi izimden ilerlerim. Belki de kendi yolumu bulduğumda geç kalmış olurum kendime.

Yorumlar
Yorum Gönder